Kategorilenmemiş Kategori
Türkiş Blokları Ariston Servisi
Türkiş Blokları Ariston Servis‘e her gün onlarca müşterinin güvendiği gibi sizde rahatça güvenebilirsiniz..
En hızlı ve güvenli Türkiş Blokları Ariston Servisi. Uzman Ariston teknik servis kadromuzla tek hedefimiz müşteri memnuniyetini sağlamak.
Sektörde öncü bir firmadan hizmet almanın ayrıcalığını yaşayın..
Türkiş Blokları Ariston Servis sizin için 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
Profesyonel kadromuzla biz ve acil servis ekibimiz 25 yıllık hizmet tecrübemizle hizmetinizde.İşinizi şansa bırakmayın.
Türkiş Blokları Ariston Servisi Telefon numaramızdan bize ulaşın, size en yakın servis ekibimizi yönlendirelim.
(216) 517 07 47
Türkiş Blokları Hakkında Bilgiler

Çifte Havuzlar Ariston Servisi
Çifte Havuzlar Ariston Servis‘e her gün onlarca müşterinin güvendiği gibi sizde rahatça güvenebilirsiniz..
En hızlı ve güvenli Çifte Havuzlar Ariston Servisi. Uzman Ariston teknik servis kadromuzla tek hedefimiz müşteri memnuniyetini sağlamak.
Sektörde öncü bir firmadan hizmet almanın ayrıcalığını yaşayın..
Çifte Havuzlar Ariston Servis sizin için 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
Profesyonel kadromuzla biz ve acil servis ekibimiz 25 yıllık hizmet tecrübemizle hizmetinizde.İşinizi şansa bırakmayın.
Çifte Havuzlar Ariston Servisi Telefon numaramızdan bize ulaşın, size en yakın servis ekibimizi yönlendirelim.
(216) 517 07 47
Çifte Havuzlar Hakkında Bilgiler
Anadolu Yakası ya da Asya Yakası, İstanbul’un Asya Kıtası üzerinde kalan toprakları için kullanılan tabirdir. İlk ne zaman kullanıldığı bilinmemekle beraber Osmanlı döneminden beri kullanıldığı kesindir. Kuzey sahilini kapsayan Şile, güney sahilinde ise Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy bulunmaktadır. Boğazda bulunan iki ilçe Üsküdar ve Beykoz olup, iç ilçeler ise Sultanbeyli, Ümraniye ve yeni ilçe statüsüne kavuşmuş olan Sancaktepe, Ataşehir ve Çekmeköy’dür.

Kanlıca Ariston Servisi
Kanlıca Ariston Servis‘e her gün onlarca müşterinin güvendiği gibi sizde rahatça güvenebilirsiniz..
En hızlı ve güvenli Kanlıca Ariston Servisi. Uzman Ariston teknik servis kadromuzla tek hedefimiz müşteri memnuniyetini sağlamak.
Sektörde öncü bir firmadan hizmet almanın ayrıcalığını yaşayın..
Kanlıca Ariston Servis sizin için 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
Profesyonel kadromuzla biz ve acil servis ekibimiz 25 yıllık hizmet tecrübemizle hizmetinizde.İşinizi şansa bırakmayın.
Kanlıca Ariston Servisi Telefon numaramızdan bize ulaşın, size en yakın servis ekibimizi yönlendirelim.
(216) 517 07 47
Kanlıca Hakkında Bilgiler
İstanbul’un Beykoz ilçesinin ünlü bir semtidir. Anadoluhisarı ile Çubuklu arasında bulunur. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Anadolu yakasındaki ayağının kuzey tarafındadır.
Kanlıca’nın yoğurdu meşhurdur. Kanlıca yoğurdu sahilde Çınaraltı’nda pudra şekeri üzerine konularak yenilir. Yoğurdun özelliği yoğurt yapımında kullanılan süt tozu ve üzerine konulan pudra şekeridir.
Kanlıca ayrıca Mihrabad Korusu’yla da meşhurdur. Anadolu Yakasının en yeşillik yerlerinden biridir. Kanlıca’nın yalıları da ünlüdür.
Kanlıca’nın ismi konusunda çeşitli rivayetler vardır ama en çok kabul göreni zamanın Osmanlı sultanlarından biri bir gün emir vererek İstanbul’un havası en temiz semtinin bulunmasını ister. Nasıl ölçüleceği konusunda ise vezirlerinden yardım ister. Vezirlerden biri her semte kanlı et bulunana direklerin asılmasını ve en geç bozulan etin olduğu direğin havası en temiz semt olacağını söyler. Sultan emir verir ve Kanlıca büyük arayla birinci olur ve Osmanlı Sultanı bu semte Kanlıca ismini verir.
İsmi konusunda diğer rivayetler şu şekildedir;
1. Anadolu’dan kağnıları ile buraya topluca göç eden Türk halkı, bu ilginç taşıma araçlarının ismini, yerleştikleri köye ad olarak koydular. “Kağnılıca”nın söylenişi sırasında bazı harflerinin yuvarlatılarak yutulması sonucu semtin ismi günümüzdeki şeklini almıştır.
2. Fetih’ten çok önce burada yaşayan “Kanglı” adlı Türk boyundan gelmedir.
3. Bu köyde yetişen bir otu yiyen ineklerin sütü hafif pembeye çalardı. Bu sütten yapılan yoğurdun çok özel bir tadı olurdu. Yoğurdun ve sütün renklerinin “açık kan rengi”ne çalmasından dolayı, köyün isminin “kanlı” olarak anılmasına sebep olmuştur.
4. Osmanlılar’dan kalma mezartaşlarının üzerinde köyün ismi “Kanlıcak” olarak geçer.
Diğer alıntılar ise şu şekildedir;
Bizans döneminde, Kanlıca, Glaros (Martı kuşu) olarak biliniyordu. Adının son halini nasıl aldığına gelince; buraya ancak kağnılarla ulaşılabildiğinden, önce Kağnılıca denmiş. Kanlıca’ya dönüşen ismin, öneki Kanlı’nın, buradaki kırmızı yalılardan, bölgenin ineklerinden elde edilen pembemsi sütten ya da bir zamanlar iskelenin üst kısmında görülebilen kayalardan geldiğine inanılıyor. Kanlıca’nın meydanındaki, Sinan’in eseri olan Gazi İskender Paşa Camii’nin (1559) civarında, haftasonları incik boncuk pazarı kuruluyor. Kanlıca’nın 17. yüzyıldan beri meşhur olan yoğurdundan tatmak, her ne kadar artık burada üretilmiyor olsa da Boğaz turunun bir geleneği.
Bir başka alıntı;
Kanlıca, her İstanbullunun zihninde şu ya da bu biçimde, en fazla da meşhur yoğurduyla yer etmiştir. Elbette bünyesinde birçok güzelliği ve tarihi yapıtı barındıran Kanlıca semti bundan ibaret değildir. Emirgan’ın karşısında, Anadolu Hisarı ile Çubuklu arasında bulunan Kanlıca’nın hemen güneyinde eskiden Phiela (Manoli) körfezi denilen Kanlıca koyu yer almaktadır. Kanlıca Boğaz’a doğru küt bir çıkıntı meydana getirmektedir. Bu çıkıntı Bizans kaynaklarında Phrixu Limen olarak adlandırılmaktadır. Bülbül deresinin ağzında yer alan bu koy’un Osmanlı döneminde, özellikle on dokuzuncu yüzyılda düzenlenen mehtap şenlikleri ile ünlü olduğu bilinmektedir. Bu koya ayrıca, Atatürk’ün meşhur yatı Savarona’nın sık sık demirlediği bilgisine Cumhuriyet dönemi gazetelerinde ve hatıratlarda ulaşmak mümkündür.
Kanlıca adının, kağnı arabası kullanmaları nedeniyle “Kanglı” olarak isimlendirilen bir Türk kabilesinden türediği iddia edilmektedir. Beykoz Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra buraya Anadolu’dan insanların kağnılarla gelmesi sonucunda önce “Kağnılıca” olarak anılmaya başlanan semt, zamanla “Kanlıca” adını almıştır. Kanlıca’nın Bizanslılar devrinde, Elasos ya da Olasos olarak adlandırıldığı ve bu semtin zengin toplum kesimlerinin itibar ettikleri bir yazlık mekan olduğu tarih kaynaklarında karşımıza çıkan bir diğer bilgidir.
Kanlıca iskelesinde yer alan, İskender Paşa Camii, Kanlıca’nın tarihsel değerlerinden birisidir. 1559-1560 (h. 967) tarihleri arasında bu camiyi yaptıran İskender Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden olup, bostancıbaşılıktan bu göreve yükselmiştir. İskender Paşa, Osmanlı tarihinde “Magosa fatihi” olarak bilinmektedir. İskender Paşa Camii’nin bir diğer önemi, mimarının Mimar Sinan olmasıdır. Cami’nin yanıbaşında İskender Paşa ve oğlu Ahmed Paşa’nın birlikte yattıkları İskender Paşa türbesi yer almaktadır. Samiha Ayverdi, bu türbe ile ilgili olarak şu gözlem ve hatırasını aktarır: “Elli atmış sene evveline kadar bir ihtişam durağı halinde olan İskender Paşa Türbesi, köy halkının gurur ve saygı köşesi idi. İstanbul’da mektebe yahut imtihana girecek gençlerin bu türbeyi ziyaret ederek ondan destur almaları köyün ananesi olduğu gibi, her sabah işlerine gitmek için vapura binenlerin ya da inenlerin türbe önünde üç ihlas bir fatiha okumaları keza mahalli bir gelenekti.” Bununla birlikte bu türbenin hemen yanında bugüne kadar gelebilmiş bir muvakkithane, yani bir kütüphane bulunmaktadır.
Kanlıca yalıları ile de tarihsel bir kimlik kazanmıştır. Öyle ki, IV. Murad devri şeyhülislamı Bahai Efendi’nin yaptırdığı bir yalı dolayısıyla Kanlıca koyu Bahai Körfezi olarak da anılmaya başlanmıştır. Bahai Efendi’nin yalısı on dokuzuncu yüzyılda yanarak yok olmuştur. Bu yerde İhtisap Ağası Kör Tahsin Efendi yeni bir yalı yaptırmıştır. Bu koyun solunda Hacı Raşit Bey Yalısı yer almaktadır.
Özellikle on dokuzuncu yüzyıldan itibaren önde gelen devlet adamları yaz mevsimlerini Kanlıca’da geçirirler ve devletin kaderi ile ilgili konularda birçok önemli olaya burada karar verirlerdi. Tanzimat döneminin en meşhur paşalarından olan Ali Paşa’nın buradaki yalısında çok önemli siyasi görüşmeler yaptığı bilinmektedir. Türk-Yunan Muahedesi Ali Paşa’nın Kanlıca’daki yalısında imzalanmıştır.
Kanlıca’da meşhur yalılardan bir diğeri de Saffet Paşa Yalısıdır. Bu yalıda da yine birçok toplantı yapılmış, birçok yabancı devlet adamı, hariciye nazırlığı ve bir dönem sadrazamlık yapan Saffet Paşa’yı ziyaret etmişlerdir. Bu yalılar yanında, Kanlıca koyunun sol tarafında yer alan Nuran ve Turan Barlas tarafından restore ettirilen Yağlıkçı Hacı Reşit Bey Yalısı da dikkate değer bir yalıdır.
Yine, başlangıçta çeşitli valiliklerde bulunan Vecihi Paşa tarafından yapılan, ancak Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu Prenses Rukiye tarafından 1895 yılında yeniden yaptırılan ve Rukiye Sultan Yalısı olarak adlandırılan yalı da burada zikredilmesi gereken bir yalıdır. Prenses Rukiye Sadullah Paşa’nın oğlu Nusret Bey ile evlenmiş ve Nusret Bey’in annesi yalının kendi payına düşen kısmını gelinine hediye etmiştir. Prenses Rukiye yalıyı bir süre sonra Mısırlı Prenses İffet’e satmış, Prenses İffet’in ülkeden kaçmasının ardından 1957 yılında Özdemir Atman tarafından satın alınmıştır.
Bir botanik aşığı ve üç padişahın hekimliğini yapmış olan Hekimbaşı Salih Efendi tarafından yaptırılan Hekimbaşı Yalısı da bir diğer güzellik abidesidir. Çeşitli bitkilerden çeşitli ilaçlar üreten ve adını Osmanlı modern tıp tarihine yazdıran Hekimbaşı Salih Efendi’nin yaptırdığı bu güzellik abidesi fotoğraf karelerinden aşinası olduğumuz bir güzelliktir. Bu yalı, 1978 yılında yeniden restore edilmiştir.
1699 yılında inşa ettirilen Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı’na da burada değinmek gerekmektedir. Bu yalı bütünüyle sağlam bir yapı arzettiği vakitler, deniz kenarında seksen metrelik bir cepheye sahipti. Yirmi odalı bir harem binasını bünyesinde barındıran yalı, Osmanlı İmparatorluğu’nun güçsüz düşmeye başladığı dönemlerde devleti resmen yöneten Köprülü sülalesinin beş sadrazamından dördüncüsü olan ve Mevlevi tarikatına üye olduğu bilinen Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Sözü yalılardan açıp da Halil Ethem Paşa Yalısı’nın görmemezlikten gelmek doğru olmaz. II. Abdülhamid devrinde bir süre sadrazamlık yapan Ethem İbrahim Paşa tarafından yaptırılan yalı, Osmanlı tarihinin son dönemlerinin birçok bilinen simasını bünyesinden çıkaran bir aile tarafından yaptırılmıştır. 1830 yılında Fransa’ya gönderilen Ethem Paşa tarafından yaptırılan yalı, onun Fransız mimarisinden ne denli etkilendiğini de gözler önüne serecek niteliktedir. Ethem Paşa öldükten sonra yalı, Ethem Paşa’nın en küçük oğlu Halil Ethem Bey’in adıyla anılmaya başlanır. Ethem Paşa’nın bir diğer oğlu da meşhur sanat adamı Osman Hamdi Bey’dir. Bu çerçevede, Melike Aliye Hanım ile evlenerek Müslüman olmuş bir Fransız Markisi’ne ait olan Marki Necip Bey Yalısını da anmak yerinde olacaktır. Bu yalının üzerinde ağaçlar arasında Necip Bey Kışlık köşkü de bulunmaktadır. Yine, 1900’lerin başında Mustafa Reşid Paşa tarafından yaptırılan, Manolya Yalısı olarak da bilinen ve 1992 yılında Işıkoğlu ailesi tarafından satın alınan Bahriyeli Sedat Bey Yalısı; 1848 senesinde Mustafa Paşa tarafından satın alınan, o tarihten bu yana aynı ailede kalan ve şu anda yalnızca selamlık kısmı ayakta duran, Esat Bey Yalısı olarak da bilinen Zarif Mustafa Paşa Yalısı; 1895 yılında Yıldız Sarayı’nda görevli bir subay tarafından yaptırılan ve çok daha sonra Rahmi Koç tarafından satın alınan Nuri Paşa Yalısı; II. Abdülmamid döneminde yaptırılan ve Dr. Osman Yargıcı tarafından restore ettirilen Rıza Bey Yalısı ve son olarak da Kadri Paşa Yalısı zikredilmeye değerdir.
Kanlıca’nın bir diğer güzelliği de Fıstıklı yokuşundan körfeze inen alanda I. Mahmut zamanında kurulan ve padişahlar tarafından büyük ilgi gören Mihrabat Korusu’dur. Mihrabat Korusu’na, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılarak III. Ahmet’e armağan edilen Mihrabat Kasrı’nın adını verdiği iddia edilir. Ne yazık ki Mihrabat Kasrı yeniçeri isyanıyla bir hafta içinde yakılıp yıkılarak yok olmuştur. Mihrabat Korusu görkemli tarihine rağmen giderek küçülmüştür. Yahya Kemal’in gözlerden uzak saatler geçirmek için tercih ettiği Mihrabat Korusu, çeşitli yazar ve şairlere güzel manzarasıyla ilham kaynağı olmuştur.
Kanlıca ile ilgili olarak bir dönem çok güzel bir mesire yeri olan Kavacık’a da değinmek gerekmektedir. Kavacık isimli mesire alanı Körfezin yukarısında büyük İmrahor Sadık Ağa ve Hüseyin Ağa tarafından kurulmuştur. Buradaki Kavacık Çiftliği satın alınıp parsellenmiş, 1950 yılından sonra da Kavacık Mahallesi haline getirilmiştir.
Otağtepe de Kanlıca’nın bir diğer tarihsel mekanıdır. Yıldırım Bayezid İstanbul’u kuşattığında otağ kurduğu yer Otağtepe olarak adlandırılmış ve burada aynı isimle anılan bir semt kurulmuştur. Günümüzde Otağtepe’de Tema Vakfı’nın geliştirdiği Doğa Kültür Parkı bulunmaktadır. Bu park Kuzey Parkı ve Güney Parkı olarak iki bölüm halinde düzenlenmiştir. Kuzey Parkı’nda çeşitli bitki türleri sergilenmekte, yürüme ve dinlenme mekanları misafirlerine hizmet vermekteyken, Güney Parkı, isteyenlerin spor yapması amacı uyarınca düzenlenmiş, aynı zamanda çocuklara hizmet eden eğlence alanları ile donatılmıştır.
Kanlıca, eskiden beri mehtabıyla ve kucağında düzenlenen boğaz eğlenceleriyle ünlüdür. İki yüz ila üç yüz kayıkla Bahai Körfezi’nden boğaza açılarak yapılan mehtap gezileri birçok romanın ve şiirin konusu olmuştur. Körfezin etrafında bulunan koru bülbül yatağı olduğundan, buradan denize dökülen dereye “Bülbülderesi” adı verilmiştir. Burada yapılan bülbül dinlenceleri çok meşhurdur. Sazlı sözlü eğlencelerin yapıldığı bu mekanda dalyanların da kurulduğu bilinmektedir.

Çakmak Ariston Servisi
Çakmak Ariston Servis‘e her gün onlarca müşterinin güvendiği gibi sizde rahatça güvenebilirsiniz..
En hızlı ve güvenli Çakmak Ariston Servisi. Uzman Ariston teknik servis kadromuzla tek hedefimiz müşteri memnuniyetini sağlamak.
Sektörde öncü bir firmadan hizmet almanın ayrıcalığını yaşayın..
Çakmak Ariston Servis sizin için 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
Profesyonel kadromuzla biz ve acil servis ekibimiz 25 yıllık hizmet tecrübemizle hizmetinizde.İşinizi şansa bırakmayın.
Çakmak Ariston Servisi Telefon numaramızdan bize ulaşın, size en yakın servis ekibimizi yönlendirelim.
(216) 517 07 47
Çakmak Hakkında Bilgiler
Bölge 17. yüzyıl başlarında Osmanlı padişahı I. Ahmet tarafından Şeyh Aziz Mahmut Hüdai’ ye vakfedilmiştir. Cumhuriyet döneminden önce Bulgurlu’ya kadar olan bölge bu vakfın malı olarak Üsküdar’ a bağlı kasaba olarak kalmıştır. Ümraniye’ye ilk ad olarak Yalnız Selvi demelerinin sebebi birkaç mezar ve birkaç selvi ağacının ve orman arasında birkaç evin bulunmasıdır. Ümraniye’ de ilk yerleşenler Balkan Savaşları’ndan sonra, önce Batum’dan ardından da Yugoslavya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenlerdir. Bundan dolayı bir süre de “Muhacir Köy” olarak adlandırılmıştır. 1960 yılına kadar köy olarak kalan Ümraniye, Organize Sanayi Bölgesi olarak ilan edilmesinden sonra yoğun göçlere maruz kalmıştır. Belediye ilk defa 1963 yılında kurulmuştur.

Soyak Yenişehir Ariston Servisi
Soyak Yenişehir Ariston Servis‘e her gün onlarca müşterinin güvendiği gibi sizde rahatça güvenebilirsiniz.
En hızlı ve güvenli Soyak Yenişehir Ariston Servisi. Uzman Ariston teknik servis kadromuzla tek hedefimiz müşteri memnuniyetini sağlamak.
Sektörde öncü bir firmadan hizmet almanın ayrıcalığını yaşayın..
Soyak Yenişehir Ariston Servis sizin için 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
Profesyonel kadromuzla biz ve acil servis ekibimiz 25 yıllık hizmet tecrübemizle hizmetinizde.İşinizi şansa bırakmayın.
Soyak Yenişehir Ariston Servisi Telefon numaramızdan bize ulaşın, size en yakın servis ekibimizi yönlendirelim.
(216) 517 07 47
Soyak Yenişehir Hakkında Bilgiler

Fındıklı Ariston Servisi
Fındıklı Ariston Servis‘e her gün onlarca müşterinin güvendiği gibi sizde rahatça güvenebilirsiniz..
En hızlı ve güvenli Fındıklı Ariston Servisi. Uzman Ariston teknik servis kadromuzla tek hedefimiz müşteri memnuniyetini sağlamak.
Sektörde öncü bir firmadan hizmet almanın ayrıcalığını yaşayın..
Fındıklı Ariston Servis sizin için 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
Profesyonel kadromuzla biz ve acil servis ekibimiz 25 yıllık hizmet tecrübemizle hizmetinizde.İşinizi şansa bırakmayın.
Fındıklı Ariston Servisi Telefon numaramızdan bize ulaşın, size en yakın servis ekibimizi yönlendirelim.
(216) 517 07 47
Fındıklı Hakkında Bilgiler
Beyoğlu, Galata’dan gelen hristiyanlarla yabancıların, elçilikler dolaylarına ve o zamanlar “Grand Rue de Pera” denilen İstiklal Caddesi boyunca yerleşmesiyle Avrupa kenti görünümünde bir yerleşme olarak ortaya çıktı.
Böylece, İstanbul içinde farklı bir topluluk 17. Yüzyılda gelişmeye başladı. İlk önceleri, Fransız ve Venedik elçilikleri ile onların çevresinde yerleşmiş Fransisken misyonerleri yerleşmenin çekirdeğini oluşturuyordu. 17. Yüzyılın başlarında Galata’yı gösteren bir gravürde surların dışında çok az bina gözükmektedir.
1700′de Beyoğlu, bugünkü Tünel-Galatasaray caddesinin iki tarafı ile, bu caddenin yan sokaklarına yayılmıştı. Dörtyol, merkez olmak üzere Beyoğlu gelişmişti. Batısında mezarlıklar ve doğusunda ise elçilikler vardı. 18. yüzyılda yavaş yavaş Avrupa etkisi artmıştır. 18. yüzyıl sonunda, İstiklal Caddesi’nde, yapıların tamamı taş veya tuğla, ya da alt katları taş ve üstleri ahşaptır.
Fotomozaik. Beyoğlu’nun tanınan simalarından biri.
18. Yüzyılın sonunda İstanbul’a gelen Dallaway, Beyoğlu’nu Galata’nın yazlığı olarak tanımlıyor, yolların düzensiz olduğunu belirtiyor ve bu bölgede Fransız, İngiliz, Hollanda, Venedik, Rusya, İsveç, İspanya, Prusya ve Napolili diplomatların kışlık malikanelerinin bulunduğunu yazmıştır.
Beyoğlu, genel olarak 19. Yüzyılda gelişmiştir. Bu gelişmenin nedeni, bu döneme Osmanlı dış ticaretinin daha önceki dönemlerde görülmemiş boyutlarda büyümesi ve ulaşımın gelişmiş olmasıdır. 19. Yüzyılda , Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya kapitalist sistemi ile bütünleşmesi sonucu, Beyoğlu uluslararası bir ticaret merkezi olmuştur. 19. yüzyılın başında, Beyoğlu, bahçeli evleriyle hala bir banliyö görünümünde idi. Bu yüzyılın ilk yarısında , Beyoğlu ve çevresi henüz tam olarak kentleşmemişti. İkinci yarısında ise Galatasaray ile Taksim arası gelişti. Beyoğlu, artık kapitülasyonların koruması altındaki yabancıların, tüccarların, bankerlerin, armatörlerin ve kozmopolit bir çevreye yerleşmek isteyen zenginlerin Paris modasını taklit ederek yaşadıkları bir yer olmuştur. Yüzyılın sonunda, burada, Paris’in en ünlü sahne oyunlarını aynı zamanda gösteren üç tiyatro vardı. Bu tarihte, modern toplumun gereksinim duyduğu tramvay, gaz, su gibi altyapı hizmetleri sağlanmıştı. Bu kuruluşların işletme ayrıcalıkları çok uzun süreli sözleşmelerle yabancılara ya da azınlık mensuplarına verilmişti. Bu dönemdeki hızlı yapılaşma, Batı’daki örneklerden etkilenmekle birlikte Osmanlı etkisinde de kalmıştır.

Kuşdili Ariston Servisi
Kuşdili Ariston Servis‘e her gün onlarca müşterinin güvendiği gibi sizde rahatça güvenebilirsiniz..
En hızlı ve güvenli Kuşdili Ariston Servisi. Uzman Ariston teknik servis kadromuzla tek hedefimiz müşteri memnuniyetini sağlamak.
Sektörde öncü bir firmadan hizmet almanın ayrıcalığını yaşayın..
Kuşdili Ariston Servis sizin için 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
Profesyonel kadromuzla biz ve acil servis ekibimiz 25 yıllık hizmet tecrübemizle hizmetinizde.İşinizi şansa bırakmayın.
Kuşdili Ariston Servisi Telefon numaramızdan bize ulaşın, size en yakın servis ekibimizi yönlendirelim.
(216) 517 07 47
Kuşdili Hakkında Bilgiler
Kadıköy ilçesi ülke ve kent ulaşımı açısından önemli bir konuma sahiptir. Anadolu’daki çeşitli merkezleri İstanbul’a ve kent içindeki çeşitli semtleri de birbirine bağlayan bazı ana ulaşım yolları Kadıköy İlçesi’nden geçer. Bunlardan en önemlisi eskiden Ankara Asfaltı ve E-5 adlarıyla anılan D-100 Karayolu’dur. Bu karayolu Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne giden O-2 Otoyolu’yla Kozyatağı’nda, Boğaziçi Köprüsü’ne giden O-1 Otoyolu’yla Uzunçayır’da kesişir.
Anadolu’nun çeşitli merkezlerini İstanbul’a bağlayan demiryolu hattının ilk istasyonu Haydarpaşa Garı’dır. Haydarpaşa’daki gar binası ve öteki demiryolu tesisleri Kadıköy İlçesi sınırları içindedir. Bu istasyon aynı zamanda kentin Anadolu yakasında yapılan banliyö treni ulaşımı açısından önem taşır.
Kadıköy-Moda nostaljik tramvayı
Kadıköy İlçesi’nde yaşayanların önemli bir bölümü şehir hatları vapurlarını kullanırlar. İlçedeki vapur iskeleleri Haydarpaşa, Kadıköy ve Bostancı’dadır. Ayrıca Kadıköy ve Bostancı’daki deniz otobüsü iskelelerinden İstanbul’un çeşitli kıyı semtlerine düzenli seferler yapılır. Kalamış Koyu’nda da büyük bir yat limanı vardır. 1934-1966 yılları arasında, Kadıköy-Moda, Kadıköy-Fenerbahçe ve Kadıköy-Bostancı tramvay hatları Kadıköy’de hizmet vermiştir. 2003 yılında Kadıköy-Moda hattı nostalji tramvayı adıyla yeniden hizmete girdi.

İcadiye Ariston Servisi
İcadiye Ariston Servis‘e her gün onlarca müşterinin güvendiği gibi sizde rahatça güvenebilirsiniz..
En hızlı ve güvenli İcadiye Ariston Servisi. Uzman Ariston teknik servis kadromuzla tek hedefimiz müşteri memnuniyetini sağlamak.
Sektörde öncü bir firmadan hizmet almanın ayrıcalığını yaşayın..
İcadiye Ariston Servis sizin için 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
Profesyonel kadromuzla biz ve acil servis ekibimiz 25 yıllık hizmet tecrübemizle hizmetinizde.İşinizi şansa bırakmayın.
İcadiye Ariston Servisi Telefon numaramızdan bize ulaşın, size en yakın servis ekibimizi yönlendirelim.
(216) 517 07 47
İcadiye Hakkında Bilgiler
İstanbul’un Anadolu yakasında Üsküdar ilçesinde yer alan bir semttir. Boğaziçi’nin Anadolu kıyısında, Üsküdar, Paşalimanı ile Beylerbeyi arasındaki yerleşme Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda oluşmuş, Boğaziçi’ne açılan bir vadi içinde gelişmiştir.
Kuzguncuk’un eski adının “Hrisokeramos” olduğu ve “Altın Kiremit” anlamına gelen bu adın yerleşmeye, II. İustinos(hd 565-578) tarafından yaptırılmış olan,çatısı altın yaldızlı kiremitlerle kaplı bir kiliseden geldiği yazılmaktadır. Kuzguncuk adının kökeniyle ilgili görüşlerden biri, eskiden “Kosinitza” adıyla anılan semtin, bu adının bozularak “Kuzguncuk” olduğu şeklindedir. Evliya Çelebiye göre ise bu ad, II. Mehmed (Fatih) zamanında (1451-1481)buraya yerleşmiş “Kuzgun Baba” adlı bir veliden kaynaklanmıştır.
İstanbul’un Asya kesimindeki ilk Musevi yerleşim bölgesi Kuzguncuk’tur. Musevilerin buraya geliş tarihleri bilinmemekle birlikte, 17. yüzyıl kaynaklarında Kuzguncuk’un bir Musevi köyü olarak anıldığı görülmektedir.
Kuzguncuk’un Avrupa Musevileri tarafından “Kutsal topraklara varmadan önceki son durak” olarak kabul edildiği ve herhangi bir nedenle vaat edilmiş topraklara gidemeyenlerin hiç değilse Kuzguncuk’a yerleşip orada ölmeyi ve gömülmeyi vasiyet ettikleri bilinir. Bu nedenle de,yerleşmede geniş bir Musevi mezarlığı olduğu 17. yüzyıldan itibaren sık sık vurgulanır. Bu tarihlerde Kuzguncuk’ta Museviler dışında Rumların da oturdukları bilinmektedir. Ermeniler ise,buraya 18. yüzyıldan itibaren yerleşmeye başlarlar ve 19. yüzyılda Kuzguncuk’ta oldukça büyük bir grup oluştururlar.
Daha çok gayrimüslim ağırlıklı bir yerleşme niteliği taşıyan Kuzguncuk, Müslüman Osmanlıların rağbet ettiği bir semt olmamıştır. Buna karşın hemen bitişiğindeki Öküz Limanı (Paşalimanı) kesimi, camii, çeşmesi, kayık iskelesi ve bahçeleriyle yalnız Türkler tarafından iskan edilmiştir. Yörenin adının, Rumeli yakasından getirilen öküzlerin Anadolu’ya götürülmek üzere Beşiktaş’tan kayıklarla buraya nakledilmesinden kaynaklandığı sanılmaktadır. Bir diğer ve daha eski ifade ise Boğaziçi’nin eski yunancadaki adı olan Bosphorosus (İnek Geçidi) adından gelmektedir.
[İo (Yunanca Ιώ), Yunan mitolojisinde nehir tanrısı İnahos'un kızıdır. İo'dan hoşlanan Zeus, onu eşi Hera'dan gizlemek amacıyla bulutlar arkasına saklar. Ancak Hera yine de şüphelenip olay yerine gelir. Bunun üzerine Zeus kendisini beyaz bir buluta, İo'yu ise bir ineğe çevirir. Aldanmayan Hera, ineği hediye olarak eşinden talep eder. Eşinden uzak tutmak adına onu Argos Panoptis adlı canavarın korumasında bırakır. Ancak Zeus Hermes'i yollayıp Argos'u öldürtür. Bunu başarmak için, Hermes, Argos'un uykuya dalıp 100 gözünden her birinin kapanmasını sağlar. Bunun üzerine Hera, ineğe dönüşmüş İo'yu sürekli rahatsız etmesi bir sinek yollar. Kaçıp İstanbul boğazını (veya o zamanki adı ile "Bosporus" yani öküz geçidi), geçen İo, Prometheus ile karşılaşır. Kafkasyada zincirlenmiş olan Prometheus, İo'ya gelecekte insan haline kavuşacağını ve onun soyundan Herakles'in geleceğini haber verir. İo oradan Mısır'a geçer ve Zeus tarafından tekrar insana çevirildikten sonra Mısır kralı Telegonus ile evlenir.]
Kuzguncuk’a ulaşımda, 19. yüzyıl’ın ikinci yarısında özellikle Şirket-i Hayriye vapurlarının önemli etkisi olmuştur. 1865-1866’da çıkan ve Kuzguncuk’ta büyük tahribata yol açan yangın sonrası yapılan iskele, deniz ulaşımını kolaylaştırmıştır.
Kuzguncuk’un gayrimüslim ağırlıklı bir semt olması nedeniyle burada, 19. yüzyılın sonlarına tarihlenen Üryanizade Mescidi ile 1952 tarihli Yeni Cami olmak üzere,yalnız iki cami bulunmaktadır. Üryanizade Mescidi, II. Abdülhamit’in 1876-1909) şeyhülislamlarından Üryanizade Ömer Efendi tarafından yaptırılmıştır. Şerefesi saçaklı minaresi, İstanbul’daki ahşap minarelerin en zengin ve dikkate değer örneklerinden biridir.
Kuzguncuk sahilinde yer alan yalılardan günümüze kalan görkemli örnek,Fethi Ahmed Paşa Yalısı’dır. İlk sahibi II. Mahmut (1808-1839) ve Abdülmecit (1839-1861) dönemlerinde önemli devlet görevlerinde bulunan Fethi Ahmet Paşa’dır. Harem ve selamlık olmak üzere iki ayrı kısımdan oluşan yalının ardında çam,çınar,köknar ağaçlarının çoğunlukta olduğu büyük bir koru bulunmaktadır. Günümüze yalnız selamlık bölümü kalan yalının korusu,halka açılması ve içinde yapı yapılmaması koşuluyla belediyeye bırakılmıştır.
Kuzguncuk’un köy içi dokusunu,bugüne dek geçirdiği yangınlardan kalabilen ve 19.yy’ın ikinci yarısıyla 20.yy’ın başına tarihlenen sıra evler,tek evler,köşkler ve son dönem apartmanları oluşturmaktadır. 1864 yangını sonrası yapılan ve semtin özgün dokusunu oluşturan,dar parselasyon üzerinde yükselen sıra evler,iki ile dört kat arasında değişmektedir. Bu yapılar ya tümüyle kagir ya da kagir zemin kat üzerinde yükselen ahşap üst katlardan oluşmaktadır.
1914’te Kuzguncuk’ta 70 Müslüman, 250 Rum, tepede İcadiye’dekiler de dahil 1.600 Ermeni, 400 Yahudi, 4 yabancı uyruklu hane tespit edilmişti. 1933’te başta Yahudiler, sonra Rum, Türk ve Ermeniler olmak üzere 580 hane ve 4.000 nüfus vardı.
Bugün Kuzguncuk’taki azınlık nüfus yok dencek kadar azdır. Semtten ayrılan geleneksel sakinler nedeniyle evlerin el değiştirmesi,bir kısmının iç ve dış özelliklerinin değişimini de etkilemektedir. 1994 itibariyle asıl Kuzguncuk nüfusu 4.000 kadardır.

Ömerli Ariston Servisi
Ömerli Ariston Servis‘e her gün onlarca müşterinin güvendiği gibi sizde rahatça güvenebilirsiniz..
En hızlı ve güvenli Ömerli Ariston Servisi. Uzman Ariston teknik servis kadromuzla tek hedefimiz müşteri memnuniyetini sağlamak.
Sektörde öncü bir firmadan hizmet almanın ayrıcalığını yaşayın..
Ömerli Ariston Servis sizin için 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
Profesyonel kadromuzla biz ve acil servis ekibimiz 25 yıllık hizmet tecrübemizle hizmetinizde.İşinizi şansa bırakmayın.
Ömerli Ariston Servisi Telefon numaramızdan bize ulaşın, size en yakın servis ekibimizi yönlendirelim.
(216) 517 07 47
Ömerli Hakkında Bilgiler

Selami Çeşme Ariston Servisi
Selami Çeşme Ariston Servis‘e her gün onlarca müşterinin güvendiği gibi sizde rahatça güvenebilirsiniz..
En hızlı ve güvenli Selami Çeşme Ariston Servisi. Uzman Ariston teknik servis kadromuzla tek hedefimiz müşteri memnuniyetini sağlamak.
Sektörde öncü bir firmadan hizmet almanın ayrıcalığını yaşayın..
Selami Çeşme Ariston Servis sizin için 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
Profesyonel kadromuzla biz ve acil servis ekibimiz 25 yıllık hizmet tecrübemizle hizmetinizde.İşinizi şansa bırakmayın.
Selami Çeşme Ariston Servisi Telefon numaramızdan bize ulaşın, size en yakın servis ekibimizi yönlendirelim.
(216) 517 07 47
Selami Çeşme Hakkında Bilgiler
Bağdat Caddesi’nin zengin insanların muhiti olmasının sebebi de; II. Abdülhamit dönemine dayanır. Padişah’ın sarayına yakın oturmak isteyen paşalar, devlet görevlileri ve zengin tüccarlar; Kadıköy’de arazi alarak köşkler, konaklar ve evler yaptırmışlardır. Günümüzde bu evlerden azı hala mevcuttur; ancak bunlar Bağdat Caddesi’nin ilk evleridir.

You are currently browsing the archives for the Kategorilenmemiş category.